İlaç Markaları

Türkiye’de ilaç üretimi, ihracı ve ithali için Sağlık Bakanlığı’ndan eczacılık ve tıbbi preparatlarla ilgili 1262 sayılı kanuna göre izin alınması zorunludur. Ruhsat başvurusunda bulunulan ilacın marka olarak tescili zorunlu olmamakla beraber ürünün üzerine konulacak ibarenin Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamına girebilmesi için Türk Patent Enstitüsü nezdinde marka olarak tescili gerekecektir. Bir başka değişle ilaç ruhsatlandırması ve ilaç markaları tamamen farklı süreçlerdir.
Markanın en temel fonksiyonunun mal ve hizmetlerin kaynağını hiçbir karışıklığa yol açmadan göstermek olduğu kabul edilir. İnsan sağlığı söz konusu olduğu için ilaç markaları arasında doğabilecek karışıklık riskini en aza indirmek özellikle önem arz eder. Bu nedenle hem ilaç ruhsatlandırması hem de ilaç markalaşması sürecinde karışıklık riskini önlemek için bazı tedbirler alınmıştır.
Sağlık Bakanlığı’nın uygulaması; bir ilaca, piyasada ruhsatlı olarak satılan diğer ilaçların isimlerinden en az üç harfinin farklı olması şartıyla ilaç ruhsatı verilebileceği yönündedir.
Markalaşma sürecinde ise ilaç markalarının benzerliği ve ilaç markaları arasında karışıklık riski değerlendirilirken diğer sektörlerdeki markalardan farklı kriterler geliştirilmiştir. Çünkü ilaç markaları genellikle doktorların hafızasında iyi kalması amacıyla içeriklerindeki etken maddeden(INN) esinlenerek oluşturulurlar. Dünya Sağlık Örgütü tarafından belirlenen bu maddelerin ise tek bir kişinin inhisarına verilmesi mümkün değildir. Bu nedenle ilaç sektöründe farklı şirketlerin ürettiği ilaçlar benzer markalar taşır. INN listeleme sisteminin bir başka özelliği ise farmakolojik olarak bağlantılı etken maddeler arasında  “stem” olarak adlandırılan çekirdek isimlerin kullanılması yoluyla  ilaç etken maddelerini klasifiye etmesidir.
İlaç markaları arasında karışıklık ihtimali değerlendirmesi yapılırken reçeteli reçetesiz ilaç ayrımı yapmak da büyük önem arz etmektedir. Zira markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesi potansiyel müşterinin bakış açısından yapılır.
Reçeteli ilaçların potansiyel müşterileri uzman alıcı kitlesi olan doktorlar ve eczacılardır. Çünkü hastalar eczaneye gidip doktorun yazdığı ilacı eczacıdan isterler ve bu aşamada bir tercih özgürlükleri yoktur. Ancak reçetesiz ilaçlar söz konusu olduğunda ortalama dikkatteki halk da potansitel müşteri kapsamında olacaktır.
Reçeteli reçetesiz ilaç ayrımının her marka yönünden yapılması mümkün olmayabilir. Her ne kadar marka başvurusunda ilacın reçeteli mi reçetesiz mi satılacağı belirtilebilirse de ilacın reçeteli mi reçetesiz mi satılacağı zaman zaman marka sahiplerince açıklanmamaktadır. Böyle bir durumda, hem doktorlar/eczacılar hem de hastalar potansiyel tüketici kitlesi kabul edilmektedir. Bir başka değişle işin içine uzman alıcılar yanında normal dikkatteki halk da girdiğinden markaların birbirinden daha farklı olması aranacaktır.
Her halükarda uzman alıcı kitlesi olan alıcıların dahi zaman zaman yanılacağı, kafa karışıklığı içine düşebilecekleri göz önüne alınarak ilaç markalarının tescil imkânı bulabilmesi için ilaç markalarında bilhassa iltibas konusunda yerleşik bir uygulama oluşturmanın hayati bir önemi vardır.
Web sitesi ve makaleyle  ilgili her türlü soru, görüş ve yorum için;
Av. Z. Emre Kurt   [addmail]