Marka Tescilinin Önemi

 
Türk Hukuku’nda, markalar ile ilgili düzenleme 556 Sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname’dir(MarKHK olarak anılacaktır)[1].
MarKHK açısından koruma sağlanabilmesi için markanın Türk Patent Enstitüsü(TPE olarak anılacaktır) nezdinde kararnamenin hükümlerine göre tescil edilmelidir. Tescil ile 3. kişilere marka üzerindeki hak sahipliği duyurulur.
Tescilde öncelik ilkesine göre marka olarak tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir işaret daha sonra aynı mal veya hizmetlerle için başkası tarafından tescil ettirilemez. Markayı önce tescil ettiren o işaret üzerinde tescil edilen mal veya hizmetler yönünden tekel hakkı kazanır ve daha sonra başkalarının bu ibareyi marka olarak tescil etmesine engel olabilir[2].
Öncelik ilkesi tescil edilmiş işaretin aynısı olmamakla beraber aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzeri işaretleri de kapsar. Ayrıca markanın konusunu oluşturan mal veya hizmetler yanında bu mal veya hizmetlerle aynı türde olan mal veya hizmetleri için de uygulanır.
Öte yanda, marka sistemimizde tescil esas olmakla beraber hem Yargıtay yerleşik uygulamasında[3] hem de doktrindeki otoriteler[4] marka hakkının kullanım yoluyla kazanıldığı konusunda hem fikirdir. Dolayısıyla, kullanım marka hakkını tescille kazanıldığı kuralının istisnasını oluşturur.
Uygulamada marka tescilinin önemi kavranmadığı için çeşitli işaretler tescilsiz olarak uzun yıllar ticarette kullanılmakta ancak bir başka kişi/şirketin bu ibareyi tescil ettirmesi üzerine harekete geçilerek önceden kullanıma ve/veya kötü niyete dayalı olarak itirazlar yapılmakta, davalar açılmaktadır. TPE nezdinde ileri sürülen itirazlar ve açılan davalarda markanın uzun ve yoğun kullanımını ispat etmek gerekmekte, bu ispat şartının yerine getirilememesi ise marka hakkının kaybı neticesini doğurmaktadır.
Örnekle açıklamak gerekirse; diyelim ki Çözüm markası perakende satış hizmetlerinde uzun yıllardan beri yoğun olarak tescilsiz kullanılmaktadır. Bu markanın rakibi olan firma Hakiki Çözüm markasını Çözüm kocaman ve hakiki küçücük yazılacak şekilde tescil ettirmiştir. Çözüm ibaresini önceden beri kullanan firma önceden kullanım suretiyle hak sahibi olduğu Çözüm markasına karışıklık yaratacak derecede benzer olduğu gerekçesiyle Hakiki Çözüm markasının tesciline itiraz edebilir veya bu marka tescil edilmişse iptal davası açabilir. Ancak Çözüm markası 1995’ten beri kullanılıyorsa bu tarihten itibarenki kullanım belgelerle ispat edilmelidir. Son birkaç yıla ait kullanım ispatlanabiliyorsa enstitü ve mahkemeler daha önceki tarihlerdeki kullanımı göz önüne alamaz, bu nedenle de önceki tarihli kullanım hakkının doğmadığına hükmedebilir.
Ayrıca, tescilsiz bir markanın bu şekilde uzun yıllar sürebilecek bir uyuşmazlık konusu olması markanın geleceği konusunda endişe yaratabilmekte ve bu da markaya yapılacak yatırım konusunda çekingen davranılmasına yol açabilmektedir.
Durum böyle olmakla beraber, uygulamada tescilsiz olarak kullanılan ibarenin üzerinde kullanım yoluyla hak sahipliğini ispat etme konusunda sıkıntılar yaşanmaktadır. Mahkemeler marka üzerinde gerçek sahipliğinin kabulü konusunda yoğun ve yaygın kullanımın kanıtlanması şartını aramaktadırlar. Yoğun ve yaygın kullanım ise genelde faturalar, satış/sipariş fişleri, üzerinde tarih yazan faturalarla kanıtlanmaktadır.
Her halükarda, uzun zamandır kullanılan ve yatırım yapılan bir markanın bu şekilde uzun ve masraflı prosedürlere konu olması işletmelere maddi manevi zarar vermekte ve tartışmalı bir hale gelen markaya yapılacak yatırımlar konusunda tereddütler doğabilmektedir.
Bu nedenle işletmeler markasal olarak kullanılan veya bu şekilde kullanılma ihtimali olan kelime, şekil, harf, sayı veya bunların bileşiminden oluşan işaretleri hiç tereddüt etmeden tescil ettirmeliler ve tescil sırasında gelecek bir itirazı ve/veya daha sonra açılacak hükümsüzlük davası ihtimalini ortadan kaldırmak için de marka tescilinden önce yetkin bir marka vekili vasıtasıyla araştırma yapılmalıdır.
Marka tesciliyle 10 yıllık bir koruma sağlanmakta ve 10 yıllık süre sonunda yatırılacak bir harç vasıtasıyla tescil yenilenebilmektedir. Marka tescili için marka velilerine verilecek bir ücret ve ödenecek harçlar bu tescilin maddi tarafını oluşturmaktadır.
SONUÇ
Marka oluşturmak pahalı, zor ve zaman alıcı bir iştir ancak marka bir kez oluşturulunca uzun süre nimetlerinden faydalanmak mümkün olmaktadır. Bu kadar önemli bir değerin hukuken korumaya alınması kadar doğal bir şey olamaz[5]. Bu nedenle yukarıda detaylı bahsedilen sakıncaları önlemek için; ürünler deneme amaçlı piyasaya çıkartılacak veya hizmetler deneme amaçlı verilecek duruma göre ticaretin devamı durumu değerlendirilecek dahi olsa marka tescili ihmal edilmemeli ve marka hakkının kullanılmayacağının anlaşılması üzerine 10 yılın sonunda yenileme yapılmayarak marka hakkı sona erdirilmelidir.
Web sitesi ve makaleyle  ilgili her türlü soru, görüş ve yorum için;
Av. Z. Emre Kurt   [addmail]


[1] Marka Hukuku’nu oluşturan MarKHK ve diğer kanun , yönetmelik ve diğer mevzuatın tam metni için http://www.turkpatent.gov.tr/portal/default2.jsp?sayfa=280
 
[2] Prof. Dr. Ünal TEKİNALP Fikri Mülkiyet Hukuku, Aralık 2005 4. Bası s.360,361
[3] Yarg .11. HD T.19.4.2002 E.2001/9903, K.2002/3699 sayılı Alvorado kararı, Yargıtay 11. HD T.6.7.1998 E.1998/1734, K.1998/5146 sayılı Dolce Vita kararı.
[4] Prof. Dr. Hamdi YASAMAN Marka Hukuku, İstanbul 2004, s.183-190, Prof.Dr. Sabih ARKAN Marka Hukuku , Ankara 1997 s.129
[5] Av. Dr. Cahit SULUK Markanın Hukuken Korunması , www.fikrimülkiyet.com