Patent Hukukunda Eşdeğer Doktrini

Patent tarafından sağlanan korumanın kapsamı istemlerde açıklanan unsurların eşdeğerlerini de kapsar ve bu nedenle patent ihlali araştırılırken istemlerdeki ifadelere dayanarak yapılan değerlendirme sonucunda ihlal tespit edilmediyse ardından eşdeğer değerlendirmesi yapılmaktadır. Bu çerçevede görünürde belli olmayan ihlallerin tespiti sağlanır ve buluş sahibine sağlanan korumanın etkinliği güvence altına alınmış olur.
Kural olarak; herhangi iki unsur aynı etkiyi doğuruyor, aynı sonuca ulaşılmasını sağlıyor ise söz konusu iki unsurun eşdeğer olduğu kabul edilmektedir. Karşılaştırılan iki unsur arasında şekil, boyut, kullanılan madde farklılıkları bulunsa dahi aynı işlevi yerine getirdikleri, birinin diğerinin ikamesi olduğu teknikte uzman kişi tarafından fark edilebilir olmalıdır.
Patent konusu buluşa tanınan koruma özellikle doğrudan eşdeğerleri kapsamaktadır. Patent konusu buluştaki unsurlardan birinin yerine kullanılabileceği doğrudan bilinen unsurlar doğrudan eşdeğerleri oluşturmaktadır. Doğrudan eşdeğerleri de ikiye ayırmak mümkündür.
Teknik alana ilişkin, istenildiği an birinin yerine diğeri kullanılabilecek iki unsur doğrudanteknik eşdeğerdir. Bilinen klasik örnekle açıklanırsa, çivi yerine cıvata kullanılması, eşdeğerinin ikame edilmesi demektir.
Doğrudan eşdeğerlerin ikinci çeşidi patent eşdeğerleridir. Bu tip eşdeğerler doğrudan fark edilemiyor olsa bile uzman kişinin herhangi bir ek araştırmaya gerek duymadan kendi bilgi ve görgüsüyle fark edebildiği eşdeğerlerdir. Bilinen örneği ise, elektrikle hareket ederek ağırlıkla kapanan bir kapağa ilişkin buluşta ağırlık yerine yay kullanılmasıdır.
Eşdeğer unsurların hakkın koruma kapsamını belirlemede dikkate alınması sayesinde bir kimsenin buluşun özünü, ana fikrini adeta kalbini çalıp buluşta önemsiz farklar yaratarak tecavüzden kurtulmasının önüne geçilmiş olunur. Böylece etkin patent koruması sağlanarak buluşun ve özündeki yaratıcı fikrin ve çabanın korunması sağlanır. Ayrıca eşdeğer unsurların dikkate alınması sayesinde yalnızca istem kelimelerine odaklanmaktan, yalnızca lâfzî anlamla sınırlı kalmaktan doğabilecek haksızlıkların da önüne geçilmiş olmaktadır.
Makale ve web siresinin içeriğiyle ilgili her türlü soru, görüş ve yorum için;
Av. Z. Emre Kurt  [addmail]