Fikri Mülkiyet Haklarının Haksız Rekabetle İlişkisi

Rekabet kişinin kendi çaba ve emeğine dayanmalıdır. Bu nedenle Ticaret kanunumuz rekabetin her türlü suistimalini yasaklamıştır. Haksız rekabet hukuku sadece haksız rekabet neticesinde zarar görenlerin haklarını değil aynı zamanda toplumun, tüketicilerin de haklarını korumak için öngörülmüştür. Zira haksız rekabet hukukuyla hem ticari rakiplerin birbirine karşı korunmaları hem de tüketicilerin aldatılarak zarar görmeleri önlenmek istenmektedir.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 18.04.1995 1995/1991-3657 sayılı kararında “her ne kadar ticari hayatta serbestlik ilkesi hakimse de bu serbestlik iyi niyet ve dürüstlük ilkeleri sınırları çerçevesinde ticari ahlak ilkelerine uygun olmalıdır. Başkasının iş mahsullerini kötülemek, ticari faaliyeti ile ürünleri hakkında tehlikeli veya işe yaramaz şeklinde yakıştırmalar yapıp öğrendiği sırları yaymak ticari ahlak ve dürüstlüğün açıkça istismarı olup ayrıca haksız rekabet de oluşturur.” şeklinde bir değerlendirme yapmıştır.
Paris Sözleşmesi’nin 1. mükerrer 10. maddesinde Paris Sözleşmesi’ne taraf ülkelerin haksız rekabete karşı etkin bir koruma getirecekleri düzenlenmekle beraber haksız rekabet halleri bu maddede üç bent halinde özetlenmiştir:
1. Bir rakibin ticarethanesi, ürünleri veya ticari faaliyeti ile herhangi bir şekilde karışıklığa yol açacak her türlü eylemler. Hukukumuzda bu şekilde meydana gelen en sık haksız rekabet şekli ticaret unvanları üzerindeki haksız rekabettir. Yani mesela bir işletme yöresinde çok meşhur olan bir başka işletmenin ticaret unvanına veya işletme adına çok benzer bir işletme adı/ticaret unvanı tercih edip onu kullanmaya başlarsa müşterilerin kafası karşarak iki işletmeyi birbiriyle bağlantılı zannedebilirler ve bu durum haksız rekabet kabul edilir. Mesela, Bitez Dondurmacısı Bodrum’da çok meşhur bir dondurmacıdır. Bir başka kişi Has Bites Dondurmacısı işletme adıyla bir dondurmacı açarsa müşterilerin bu iki işletmeyi karıştırma riski altında olması haksız rekabet oluşturur.
2. Bir rakibin ticarethanesini, ürünlerini veya ticari faaliyetinin itibarını sarsacak sahte iddialar. Mesela Adıyamanlı Çiğ Köfteci Bulgur King Çiğ Köftecisi’nin çiğköftesinde domuz eti kullandığı yönünde sahte bir iddiada bulunursa bu durum haksız rekabet yaratır.
3. Eşyanın üretim usulü, özellikleri, kullanma kabiliyeti veya miktarı üzeirinde olmak üzere ticaretin yürütüldüğü sırada halkı yanıltacak mahiyette halkı yanıltacak tarzda eylemler. Mesela organik olmayan bir ürünün üzerine %100 Organik yazmak.
Haksız rekabet fikri mülkiyet hukuku ile yakından ilgilidir. Fikri mülkiyet haklarının korunması ile paralellik arz etmektedir. Ancak sahibine mutlak ve nitelikli bir tekel hakkı veren ve telif hakları dışında marka, faydalı model, endüstriyel tasarım, patent hakları gibi tescille korunan fikri mülkiyet haklarının verdiği koruma daha özeldir ve bu hakların ihlal edilip edilmediğini tespit etmek haksız rekabet hallerinde ihlal durumunun varılığını tespit etmekten nispeten daha kolaydır.
Haksız rekabet kuralları fikri mülkiyet haklarını kümülatif biçimde onlarla bağlantılı halde korur. Yani patent, marka gibi tescilli bir hak bahse konuysa bu geçerli hakka yapılan haksız ihlaller marka, patent haklarının ihlali manasına geldiği gibi aynı zamanda haksız rekabet de yaratabilir. Çünkü fikir ve sanat eserleri hukukunun, marka hukukunun, endüstriyel tasarım ve patent hukukunun amacı sırasıyla eser, marka, tasarım, patent, üzerindeki haklar ile bunların sahiplerinin korunması iken haksız rekabet hukukunun konusu dürüstlük ilkesine aykırı yöntem ve uygulamalara karşı emek ilkesi uyarınca işletmesel çaba, birikim ve yatırımı koruyan emeğin korunmasıdır. Ancak haksız rekabetin gerçekleştiğini kabul etmek için iltibas gereklidir.
İltibas karışıklığa yol açmak suretiyle başkalarının emeğinden faydalanmaktır. İltibas, ticaret sahasında mevzu olan faaliyette unvan, marka, işletme adı gibi vasıtalar arasında bir benzerliği veya karışıklığı ifade eder. Bir tacirin kendi faaliyeti veya emtiasının müşteriler tarafından karıştırlmasına ve taklit edilmiş malın istenen mal yerine yanlışlıkla alınmasına yol açan her türlü hareketler ve beyanlar iltibasa neden olacaktır. Önemli olan bütün olarak bakıldığında iltibasın gözlemlenebilmesi ve müşteriler bakımından iltibasın doğmasıdır.
Haksız rekabete ilişkin kuralların bir fikri mülkiyet hakkına uygulanabilmesi için tasarım, patent kararnamesi gibi özel düzenlemenin verdiği korumanın devam ediyor olması gerekir. Koruma devam etmiyor olmasına rağmen bu hakların haksız rekabet hükümleriyle korunması patent veya tasarımların sınırlı bir süre tekel hakkı vermeleri prensibine aykırı düşecektir. Mesela bir tasarım 25 yıl korunuyorsa haksız rekabet bu 25 yıllık tescil devam ederken yapılacak ihlaller için ileri sürülebilecektir, 25 yıldan sonra tasarım artık herkesin kullanımına açık olduğundan bunun başkaları tarafından kullanılması haksız rekabet de yaratmayacaktır.
Her ne kadar tasarım, patent gibi sınırlı bir müddet koruma veren hakkın süresi dolduktan sonra haksız rekabet hükümleri uyarınca korunması mümkün değilse de tasarımı, patenti sonradan kullanan kişiler sanki önceki hak sahibi ile bağlantısı varmış gibi bir izlenime yol açacak davranışlarda bulunarak müşteriler nezdinde karışıklık(iltibas) meydana getirirlerse işte bu durum haksız rekabet oluşturacaktır.
Öte yandan, ihlali ileri sürülen fikri mülkiyet hakkının tescilli olmaması halinde hak sahibinin ürün ve işletmesine ilişkin unsurların dürüstlük kurallarına aykırı kullanımı haksız rekabet kuralları dâhilinde değerlendirilecektir.
Sonuç olarak, fikri mülkiyet hakları ve haksız rekabet hükümleri adeta iç içe geçmiştir ve şartlarının olması halinde fikri mülkiyet haklarını ihlal eden bir durumda haksız rekabet ihlali de gündeme gelebilecektir.
Web sitesi ve makaleyle  ilgili her türlü soru, görüş ve yorum için;
Av. Z. Emre Kurt   [addmail]