Haksız Rekabet Kavramı ve Haksız Rekabetin Şartları

Rekabet kişinin kendi çaba ve emeğine dayanmalıdır. Rekabetin dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde, aldatıcı davranış ve başka amaçlarla her çeşit kötüye kullanılmasına haksız rekabet adı verilir.
Ticaret hayatında bütün işletmeler rakiplerinden bir adım ileri gidebilme motivasyonu içerisindedirler ancak bu çabanın başkalarının haklarını ihlal edecek şekilde gerçekleşmesinin önüne geçilmesi her alanda sağlıklı bir piyasanın oluşabilmesi açısından büyük önem taşır.
Bu nedenle Haksız Rekabet Ticaret Kanununda düzenlenmiş ve rekabetin her türlü suistimali Ticaret Kanunu’nun ilgili hükümlerince yasaklanmıştır. Yeni Türk Ticaret Kanunun m. 54’e göre “rakipler arasında veya tedarik edenler ile müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya diğer şekillerdeki dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ve ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.”
Buna göre haksız rekabetin oluşabilmesi için üç şart aranır:
Haksız rekabetten söz edilebilmesi için herşeyden önce rekabetin iktisadi alana ilişkin olması gerekir. Bir başka değişle, konusu gelir olmayan yani gelir sağlama faaliyetiyle ilişkili olmayan rekabet Ticaret Kanunu anlamında haksız rekabet değildir.
İkinci olarak; haksız rekabet yarattığı öne sürülen fiilin iyi niyet kurallarına aykırılığı bulunmalıdır. Kaynağını Medeni Kanun’un 2. maddesindeki genel hükümden alan iyi niyet kuralının varlığı veya yokluğu her olayın özelliğine göre tespit edilecektir. Hukukumuzda iyi niyetin varlığı esastır, bu nedenle kötü niyet kanıtlanmalıdır. Ancak kötü niyetin varlığı her zaman delillerle kanıtlanamayacağından, özellikle fikri hak ihlalleri, iltibas gibi hallerde mahkeme tacirin basiretli olması gerktiği kuralını da dikkate alarak kötü niyetin varlığına kanaat getirebilir.
Haksız rekabetin üçüncü şartı ise ekonomik çıkarların zarar görmesidir. İyi niyet kurallarına aykırı hareket neticesinde kişi zarar görmeli veya zarar tehlikesi içinde bulunmalıdır. Kanaatimizce bu zarar haksız rekabet neticesinde müşteri kaybı gibi husule gelen maddi zarar olabileceği gibi itibar kaybı gibi gayrı maddi zararı da kapsamalıdır. Zira mesela haksız rekabetin rakibini yanlış beyanlarla kötüleme şeklinde gerçekleştiğinde söylenenlerin yalan olduğu sonradan ortaya çıksa bile potansiyel müşterilerin kafasında oluşacak soru işareti bile firmanın saygınlığını etkileyebilecektir.
Haksız rekabet hallerine Yargıtay karararından örnekler olarak; Omo Kutularına açık deterjan koyarak pazarlamak, bayilik almadan Tüpgaz satmak, ticart unvanının marka haklarına tecavüz eder şekildek kullanılması, bir spor klübü ile özdeşleşen renklerin izinsiz kullanımı verilebilir.
Sonuç olarak, serberst Pazar ekonomisinde rekabetin istismar edilmeden sağlıklı yürümesi hem tüketiciler hem de üreticiler açısından büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle Ticaret Kanunumuz bu konuda detaylı hükümler getirmiş ve dava hukukuyla da bu konuda yerleşik bir uygulama geliştirilmiştir.
Web sitesi ve makaleyle  ilgili her türlü soru, görüş ve yorum için;
Av. Z. Emre Kurt   [addmail]