İlaç Markalarında Karışıklık İhtimali

Markalar Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin(MarKHK) 8/1(b) maddesi aynı veya benzer ürünlerle alakalı kullanılacak olan karışıklık yaratacak derecede benzer markaların itiraz halinde tescil edilemeyeceğini düzenlemektedir.
Markaların potansiyel müşterilerinin bakış açısından yapılacak karışıklık yaratacak derecede benzerlik kıyaslamasında en önemli iki faktörün markaların ve malların benzerliği olduğu genel görüş olmakla birlikte ilgili bütün faktörler dikkate alınacağı Avrupa Topluluğu Adalet Divanı’nın Sabel v Puma kararıyla yerleşik prensip olmuştur.
İlaç markaları açısından yapılacak karışıklık ihtimali değerlendirmesinde çok çeşitli faktörler devreye girmektedir.
Öncelikle ilaçlar aynı hastalığın tedavisinde mi kullanılacaktır. İlaçlar Sağlık Bakanlığı’ndan ruhsat almakta ve ancak o ilacın tedavisinde kullanılmaktadır. Farklı ilaçların tedavisinde kullanılıyorsa müşteri kitlesinin da farklı olacağı, bu nedenle bir karışıklık söz konusu olmayacağı kabul edilebilmektedir.
İlaçların hangi hastalıkta kullanılacak olduklarının bir başka önemli yanı da son kullanıcı olan hastaların ve ayrıca eczacıların ilaç konusunda sarf edecekleri dikkattir. Karışıklık ihtimalinin değerlendirilmesinde ilacın alındığı andaki durum esas olduğundan ilacı alan kişi eve gittiğinde veya hastaneye ilacı götürdüğünde yanlış ilacı aldığını fark etse dahi ürünü aldığı anda fark etmediği için karışıklık ihtimalinin kabulü gerekecektir. Bunun yanında, ciddi hastalıkların tedavisinde kullanılan ve/veya tüketimi özellik arz eden ilaçların alımı sırasında eczacılar hastalara tavsiyelerde bulunabilecekler ve bu durum da karışıklık riskini azaltabilecektir.
İlaç markaları arasında yapılacak karışıklık ihtimali değerlendirmesinde bir başka unsur ise ilaçların reçeteli mi yoksa reçetesiz mi satıldığıdır. Reçetesiz satılan ilaçlar tüketiciler tarafından doktor yönlendirmesi olmadan satın alınabileceğinden karışıklık ihtimali testi daha düşük dikkat seviyesinde nomal özendeki hastalar dikkate alınarak yapılacak ancak reçeteli ilaçlarda doktorlar, eczacılar ve hastalar devreye girecek. Kanaatime göre reçeteli de olsa reçetesiz de olsa ilaç insanların sağlıkları esenlikleriyle ilgili olduğundan tüketiciler ilaç alırken gündelik ürünlerden daha yüksek bir dikkat ve özenle hareket edeceklerdir.
İlacın potansiyel müşterisinin kim olacağı konusunda da bir tartışma vardır. Yargıtay Lipidrol kararında potansiyel müşterinin yüksek dikkat ve özen seviyesindeki doktorlar olduğunu, bu nedenle karışıklık riskinin değerlendirilmesinde uzmanların bakış açısının esas olacağına hükmetmiştir. Ancak doktorlar ve eczacılar potansiyel müşteri kabul edilse dahi bu uzun saatler son derece zor ve stresli şartlarda çalışan sağlık profesyonellerinin de hata yapmayacağı manasına gelmez.
Sonuç olarak sağlık gibi çok önemli bir alanda kullanılacak ve çoğu zaman alımı ve tüketimi bir hayat memat meselesi olan ilaç markalarının karışıklık yaratacak derecede benzerlik değerlendirmesinde çok farklı faktörler devreye girecektir. Ancak tespit edilen faktörlerin nasıl ve ne şekilde uygulanacağı konusunda ne ülkemizde ne de Avrupa uygulamasında tam bir yeknesaklık oluştuğunu söylemek henüz çok güçtür.
Web sitesi ve makaleyle  ilgili her türlü soru, görüş ve yorum için;
Av. Z. Emre Kurt   [addmail]