İnternet Açık Arttırma Sitelerinin Marka İhlalinden Doğan Sorumlulukları

İnternet açık arttırma sitelerinin marka ihlallerinden doğan sorumluluğu tartışmalı bir mevzudur. Öncelikle açık arttırma sitelerinde sunulan ürünler üzerindeki hukuki sorumluluk kimin üzerinde olmalıdır. Bu ürünü satışa sunan kullanıcı mı yoksa sitenin sahibi olan kişi mi? Bu alandaki son gelişmeler açık arttırma sitesi sahibinin bizzat kendisinin değil o ürünü sunanın ürünün içeriğinden sorumlu olduğu ancak hak sahibinden uyarı gelmesine rağmen site sahibinin ürünü kaldırmadığı durumda, bu ürünün sunumundan elde ettiği menfaatle sınırlı olmak üzere sorumlu tutulması gerektiği yönündedir.
Detaylata girmek gerekirse; internet açık arttırma sitesi kavramının öncüsü ve şuanda bu alanda lider konumunda bulunan şirket ebay’dır. Ebay’ı ülkemizde gittigidiyor.com ortaklığı ile satışlar yapmaktadır.
Bu siteler üzerinden açık arttırmaya iştirak etmek isteyen kimse ilk önce siteye kaydolmakta, siteye giriş yaptıktan sonra ise almak istediği ürünler için arttırımlarda bulunmaktadır. Açık arttırma için belirlenen sürenin sonunda kim en yüksek arttırımda bulunmuşsa ürünü almaktadır.
Siteden ürün almak isteyen alıcılar malın açık arttırma bedeli dışında bir meblağ ödememekte, ürünü satmak isteyen alıcılar ise açık arttırmaya koydukları her ürün başına bir listeleme ücreti ve ayrıca sattıkları her ürün için satış bedeli üzerinden bir provizyon ödemektedirler.
İnternet açık arttırma sitelerinde bazen satıcılar tarafından ürünün taklidinin satışa sunulması suretiyle marka sahiplerinin hakları ihlal edilebilmektedir. Bu durumda marka ihlalinden internet açık arttırma sitesinin marka ihlalinden sorumlu tutulup tutulmayacağı sorunu ile karşılaşılmaktadır.
Sorumluluğun tespitinde açık arttırma sitelerinin üye kullanıcıların ürünlerini satabilmeleri için yer sağladıkları dikkate alınması gereken bir husus olmakla birlikte hukukumuzda “ihlale katkıda bulunmak” gibi bir sorumluluk türü öngörülmemiş ve iştirak, yardım, teşvik, kolaylaştırmada ise bu fiilleri işleyenlerin asıl mütecavizin fiilinin tecavüz oluşturduğunu bilmesi veya bilebilecek durumda olması gereklidir.
Bu nedenle taklit bir ürünün internette açık açık arttırma sitesine konulması 556 sayılı KHK m. 9/II(b) anlamında “işareti taşıyan malın piyasaya sürülmesi veya stoklanması” şeklinde değerlendirilemez. Aynı şekilde 5651 sayılı “internet üzerinden yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçlarla mücadede edilebilmesi hakkındaki kanun” uyarınca bir yer sağlayıcı(m.2) olan açık arttırma siteleri, satışa sunulan ürünlerin 3. bir kişinin hakkını ihlal edip etmediğini kontrol yükümlülüğü altında değildir. Ancak servis sağlayıcı hukuka aykırı içerikten haberdar edilmesi halinde ve teknik olarak imkân bulunduğu ölçüde hukuka aykırı içeriği yayından kaldırmakla yükümlüdür. Bu ihlali yapan taklit ürünü sitede satışa sunun kişinin bizzat kendisidir. Fiilden haberdar olmayan ve kendisine haber verilmedikçe haberdar olması da mümkün olmayan depo sahibinin ise bu stoklamadan sorumlu tutulma imkânı yoktur(m.5).
Bu doğrultuda; günde yüzlerce, binlerce ürünün satışa sunulduğu bir platformda açık arttırma sitesi sahibinin her bir ürünü muayene ederek gerçek olup olmadıklarını tespit etme imkânı yoktur. Açık arttırma sitesi yönetimine sitede satılan ürünleri tek tek inceleme mükellefiyeti verilmesi sitedeki ticaretin önemli ölçüde aksamasına hatta bu tip e-ticaretin ortadan kalkmasına yol açabilecektir. Ancak hak sahibi site yönetimini süre giden bir ihlalden haberdar etmişse ve site yönetimi yapılan bu ihtara rağmen bariz bir ihlali önlemek için gereken adımları atmamışsa işte böyle bir durumda sorumluluk doğar.
Açık arttırma sitesinin sahibinin bu ürünü kaldırmamaması bir haksız fiil teşkil edeceğinden BK m. 41 vd. uyarınca sorumlu tutulabilecek ve BK m. 50 uyarınca sorumluluk elde edilen provisyon ve listememe ücreti gibi menfaatlerle sınırlı olacaktır.
Web sitesi ve makaleyle  ilgili her türlü soru, görüş ve yorum için;
Av. Z. Emre Kurt   [addmail]