Marka Hükümsüzlüğünün Etkisi

Yargılama neticesinde verilen markanın hükümsüzlüğü kararı marka üzerinde marka sahibine ait olan hakkı sona erdirir. Dava sonunda verilen hükümsüzlük ve sicilden terkin yönünden verilen kararın kesinleşmesini takiben TPE markanın sicildeki kaydını re’sen siler. Kesinleşen hükümsüzlük kararı sadece davanın tarafları değil herkes için hüküm doğurur. Buna göre, hükümsüzlük kararı markayı hükümsüzlük kararından önce ya da sonra devralan, marka ile ilgili hukuki işlem tesis eden herkes için geçerlidir.
MarKHK m. 44/2(a) ve (b) hükümsüzlük karararının sonuçları açısından bazı istisnalar getirmiştir. Buna göre hükümsüzlüğün geriye dönük etkisi markanın hükümsüz sayılmasından önce bir markaya tecavüz sebebiyle verilen hukuken kesinleşmiş ve uygulanmış kararlar ile markanın hükümsüzlüğüne karar verilmeden önce yapılmış ve uygulanmış sözleşmeler açısından geçerli değildir.
Söz konusu hüküm uyarınca marka hakkına tecavüz nedeniye açılacak bir davaya konu olan markanın daha sonra hükümsüzlüğüne karar verilse bile tecavüz davası sonunda verilen ve uygulanan hüküm geçerliliğini korumaya devam edecektir.
Hükmün uygulanabilmesi için ilk şart marka hakkına tecavüz nedeniyle açılmış dava sonucunda alınan kararın daha sonraki tarihli bir dava sonucunda verilen markanın hükümsüzlüğü yönünden verilen karardan etkilenmemesi için kesinleşmiş olmasıdır. Bunun yanında kesinleşen kararın uygulanmış olması MarKHK m. 44/2’de belirtilen ikinci şarttır. Buna göre dava sonucunda verilen kararın gereği yapılarak tecavüz fiili durdurulmuş, tecavüz giderilmiş, oluşan maddi ve manevi zarar tazmin edilmiş, el koyulan ürünler üzerinde davacı lehine mülkiyet hakkı tanınmış, tecavüzün devamını önlemek üzere el koyulan ürünler ve araçlar imha edilmişse sonraki tarihli hükümsüzlük kararı bunu etkilemez. Bu sebeple örneğin tazminatın geri verilmesi, mallar üzerindeki mülkiyet hakkının sona ermesi gibi durumlar ortaya çıkmayacaktır.
MarKHK m. 44/2 uyarınca ise markanın hükümsüzlüğüne karar verilmeden önce yapılmış ve uygulanmış sözleşmeler hükümsüzlük kararından etkilenmezler.
Söz konusu istisnanın uyugulanabilmesi için öncelikle geçerli bir sözleşmenin varlığı gerekmektedir. Bu şekilde geçerli olarak kurulmuş sözleşmenin uygulanmış olması da ikinci şartı oluşturmaktadır. Sözleşmeye ilişkin tasarruf işleminin gerçekleşmesi ve markanın bu çerçevede kullanılmaya başlanmış olması sözleşmenin uygulandığı anlamına gelebilir.
Hükümsüzlük kararından önce uygunalmaya başlanan ve karardan sonra da devam edecek olan sözleşmeler ise yerine getirildikleri ölçüde hükümsüzlük kararından etkilenmeyeceklerdir.
MarKHK m 44/2(b) bendinin ikinci cümlesinde hal ve şartlara göre haklı sebepler ve hakkaniyet düşüncesi ile sözleşme uyarınca ödenmiş bedelin kısmen veya tamamen iadesinin mümkün olduğunu düzenlemektedir. Buna göre mesela markanın devrinden hemen sonra markanın hükümsüzlüğüne karar verilmişse devir ile elde edilen hakk hiç kullanamama gibi bir durum ortaya çıkıyorsa devralanın marka devri için ödediği bedelin tümünü almasına imkan tanınabilir.
Bunun gibi hükümsüzlük kararından önce yapılarak uygulanmaya başlanan ve hükümsüzlük kararından sonra da uygulanması devam edecek olan sözleşmelerin karardan sonraki döneme ilişkin hükümlerinin kararın verilmesi ile sona ereceği hallerde ödenen bedelin kısmen ya da haklı nedenler gerektiriyorsa tamemen iadesi talep edilebilir.
MarKHK m. 44/2 hak sahibi kişilerin marka sahibinin kötü niyetli hareket etmesi nedeniyle uğradıkları zararın tazmin edilmesine imkan tanımaktadır. Bu hakkın doğması için marka sahibi kötü niyetli davranışları sonucu lisans alan, rehin alan gibi üçüncü kişilerin uğramış oldukları zararın giderilmesini marka sahibinden ayrı bir tazminat davası yoluyla talep edebilir.
Makale ile web sitesinin içeriğiyle ilgili her türlü soru, yorum ve görüşleriniz için;
Av. Z. Emre Kurt     [addmail]