Marka İhlallerinde İhtarname Çekmenin Önemi

Marka sistemimiz marka hakkı sahibine markasını korumak için bazı mükellefiyetler yüklemiştir. Bir başka değişle marka hakkı sahibi markasını korumak için yeterli çabayı sarf etmez ve marka hakkının ihlaline uzunca bir süre katlanırsa markayı korumak için sahip olduğu haktan mahrum kalır.
Bu nedenle marka hakkına bir tecavüz durumu söz konusuysa bir an önce harekete geçerek gereken adımlar atılmalıdır. Ancak mahkemede açılacak davaların uzun ve masraflı olması ve/veya marka hakkına ihlal durumunun başlangıçta nispeten küçük ölçekli önemsiz olması marka hakkı sahiplerinin bu ihlale sessiz kalmaları ve netice olarak sonra da ihlale karşı çıkma haklarının kaybolmasına neden olmaktadır.
Hem marka tecavüzüne sessiz kalarak müsaade etme durumunun ortadan kaldırılması hem de uzun mahkeme işleri yerine barış yoluyla uyuşmazlığın çözümünün arzulanması, uygulamada noter vasıtasıyla çekilecek ihtarnamelerin dava açılmadan sorunu çözmeye yönelik bir alternatif olarak geliştirilmesine yol açmıştır.
İhtarname karşı tarafı gönüllü olarak ihlaline son verme yönünde uyarma yanında, muhatabın iyi niyetini de ortadan kaldırır. Yani benim bu marka üzerindeki haktan haberim yoktu iyi niyetle markayı kullanıyordum gibisinden bir savunma davada ileri sürülemez.
Bunun yanında karşı tarafın markayı kullanmada haklı bir gerekçesi varsa bu durum da ihlal edenin çekeceği ihtarnameye cevapla anlaşılır ve açılacak dava da ona göre tutum takınılır.
Bu noktada marka hakkı tescilliyken bir başkasının tescilli markayı yetkisiz kullanmasının nasıl bir haklı gerekçesi olabilir şeklinde bir soru akla gelebilir. İhlal edenlerin en çok ileri sürdüğü savunma tescilli markanın ticaret unvanı olmasıdır ancak ticaret unvanı ile markanın fonksiyonları farklı olup ticaret unvanının markasal kullanılması marka tecavüzü oluşturur(Detaylı bilgi için BKZ. Ticaret Unvanının Marka ihlali yaratmasıyla ilgili makalemiz). İşte ihtarname karşı tarafın açılacak bir davada olası savunmalarının da öğrenilmesini ve ona göre tutum takınılmasını sağlar.
Marka hakkını ihlal edenin ileri sürebileceği bir başka savunma ise marka olan ibareyi uzun zamandır kullanmakta olmasıdır.
İhtarnamede hukuki çerçevenin çok iyi çizilmesi büyük önem taşımaktadır. Marka ihlali hakkında MarKHK m. 8 “marka hakkı sahibinin markasının izinsiz kullanılması halinde bunu önleme yetkisi olduğundan bahsetmiştir.” Aynı şekilde marka hakkı ihlali durumlarında cezai müeyyideleri düzenleyen MarKHK m. 61, marka ihlali hallerinde 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası öngörmüştür.
Son olarak marka hakkı ihlalinden doğan suçlar şikâyete bağlıdır. Yani ceza soruşturması ve takibinde açılacak ceza davası prosedürü marka hakkı sahibinin yapacağı şikâyet neticesinde başlayacaktır. Bu durumun da çekilecek bir ihtarnamede belirtilmesinin caydırıcılık açısından önemi büyüktür.
Sonuç olarak, marka hakkı ihlallerine karşı hukuki prosedüre uygulamada genelde ihtarname ile başlanmaktadır. Ancak çekilen bir ihtarnamede hukuki çerçevenin iyi çizilmesi bu ihtarnameden istenilen sonucun alınmasında büyük önem taşımaktadır.
Web sitesi ve makaleyle  ilgili her türlü soru, görüş ve yorum için;
Av. Z. Emre Kurt   [addmail]