Marka Lisans Sözleşmeleri

Marka lisans sözleşmelerinde lisans alan marka üzerindeki hakları kullanır ve bunun karşılığında bir ücret öder. Lisans sözleşmeleri inhisari lisans ve basit lisans sözleşmeleri şeklinde ikiye ayrılır. Aksi sözleşmede kararlaştırılmadıysa lisans inhisari değildir.
Basit lisans sözleşmelerinde lisans alan markanın kullanılması yönünden bir tekel hakkına sahip olmaz. Markayı, marka hakkı sahibi kullanabileceği gibi başkalarına lisans da verebilir.
Öte yandan inhisari lisans sözleşmelerinde marka hakkı sahibi ülkenin tümü veya belli bir bölgede bir kişiye veya teşebbüse tekel hakkı tanır. İnhisari lisansta aksi sözleşmede karalaştırılmadıkça lisans hakkı sahibi dahi markasını kullanamaz.
İnhisari lisans veya adi lisans sözleşmeleri arasındaki en önemli fark markaya tecavüz halinde ortaya çıkmaktadır. İnhisari lisans sahibi lisans konusu markaya tecavüz olması durumunda aynen marka sahibi gibi hukuki ve cezai tedbirlere başvurabilir, bir başka değişle marka sahibinin tecavüz haline açabileceği davaları kendi adına açabilir.
Öte yandan basit lisans sahibinin marka hakkından doğan hakları kullanabilmesi için kanun bazı şartların gerçekleşmesini öngörmüştür. Bir marka tecavüzü olduğunda basit lisans sahibinin bu durumu marka hakkı sahibine bildirmesi gerekmektedir. Basit lisans sahibi bu bildirimi yaptıktan sonra üç ay içinde marka sahibi dava açmazsa, kendisi açabilir.
Mahkeme basit lisans hakkı sahibinin marka hakkı sahibine bildirim yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğine ve bu bildirimden sonra üç aylık sürenin geçip gitmediğini araştıracak ancak bu süre geçmişse davanın esasına girecektir. He ne kadar kanun bu bildirimin noter vasıtasıyla yapılacaktır demişse de çeşitli Yargıtay kararlarında ispatlanabildiği sürece fax yoluyla dahi yapılacak bir bildirimin geçerli olduğuna hükmedilmiştir.
Yargıtay’ın bu konudaki kararının son derece uygun olduğunu düşünüyoruz. Zira lisans sözleşmeleri genelde yurtdışından bulunan marka hakkı sahibinin haklarını ülkemizde kullanabilmek için alınmaktadır ve yurtdışındaki marka hakkı sahibine noter kanalıyla bildirim yapılması çok zordur. Bildirim yapmanın zorluğu da lisans hakkı sahibinin haklarını kullanmaktan vazgeçmesine veya bu haklarını oldukça geç kullanarak büyük zararlara uğramasına neden olabilir.
Sonuç olarak; marka lisans sözleşmelerinin marka hakkının kullanımı açsından büyük önemi vardır. Lisans hakkı sahibinin marka hakkına tecavüz halinde hak ve yetkilerini belirlemek lisans hakkından istenen verimin alınabilmesinin adeta olmazsa olmaz koşuludur. Kanunla belirlenen bu konudaki şartlar Yargıtay’ın emsal kararlarıyla sağlam temellere oturtulmuştur.
Web sitesi ve makaleyle  ilgili her türlü soru, görüş ve yorum için;
Av. Z. Emre Kurt   [addmail]