Seri Marka Kavramı

Yargıtay seri markayı “bir işletme tarafından uzunca süredir kullanılan, markanın asli unsuru muhafaza edilerek ve markanın bu işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle önceki markanın kapsadığı ürünlerin veya bir ürün çeşidinin tüketiciye yenilenmiş bir marka imajı ile sunulması ve bu yolla marka sahibi işletmenin piyasaya arz ettiği ürünlerin de işetmesel köken olarak öncekilerle bağlantılı olduğu mesajını veren yeni markalar yaratmak amacıyla önceki markada yer alan asıl unsurun yanına başkaca asli ve/veya tali unsurlar ekleyerek oluşturulan markalar” şeklinde tanımlamıştır.
Bu karardan da görüleceği üzere Yargıtay sadece bir markanın farklı versiyonlarını tescil ettirmek yoluyla seri markadan kaynaklanan geniş çaplı bir korumanın elde edilemeyeceği, bunun dışında bazı unsurların gerektiğine hükmetmiştir.
Bu unsurlardan, özellikle seri markayı oluşturan unsurun kullanım yoluyla kazanmış olduğu yüksek ayırt edicilik yanında markanın seri markayı oluşturan kısmının potansiyel tüketici olan halk tarafından nasıl algılandığı da büyük önem taşır.
Mesela 1982 yılında tescil ettirilen dava dışı tanınmış Vakko markası, V, W ibarelerinin çeşitli versiyonlarıyla yaratmış olduğu Vakko, V+Şekil, V de Vakko, V2K Designers, Vakkorama+Şekil, gibi Vakko markalarını TPE nezdinde tescil ettirmiş ancak tescil ettirmekle kalmamış bu markaların yoğun ve yaygın kullanımı neticesinde müşteri açısından Vakko ile güçlü bağını tesis etmiştir.
“Vakko”nun ve hatta “V”nin ortak unsur olduğu bu markaların seri marka özelliğini taşıdığı şüphesizdir. Zira Vakko Vakko’nun ve V’nin türevlerinden üretmiş olduğu bu markaları yoğun ve yaygın bir şekilde kullanmış ve bunun sonucunda bu markalar arasında çok güçlü bir bağ kurmuştur. Bu markaları gören potansiyel müşteriler markanın kökeninin Vakko ile bağlantısını anlar hale gelmişlerdir.
Öte yandan markanın en temel fonksiyonunun mal ve hizmetlerin kayanağını gösterme olduğu kabul görmekle beraber bunun anlamı halkın mutlaka markanın işletmesel kökenini bilmeleri anlamına gelmemektedir. Bilakis
halkın markaların tek bir işletmeden geldiğinin ayrımında olması veya onun kontrolü altında üretildiğini bilmesi kafidir.
Sonuç olarak; hem Yargıtay kararlarında hem de doktrinde seri marka yaratabilmek için bir takım kıstaslar oluşturulmuştur. Ancak bu kıstasları karşılayan markalar seri marka olarak kabul edilebilecektir. Aksinin kabulü seri marka olma özelliğini göstermeyen bir markanın versiyonlarının geniş bir korumadan faydalanmasına yol açacaktır ki marka hukukunun amacının bu olmadığı şüphezdir.
Web sitesi ve makaleyle  ilgili her türlü soru, görüş ve yorum için;
Av. Z. Emre Kurt   [addmail]