Yargıtay'ın Arçelik/Narçelik Kararı Marka Tescilinde Makul Sebep

İstisnaları olmakla birlikte marka hukukunda öncelik prensibi geçerlidir. Yani kim markayı önce tescil ettirmişse o markanın sahibi olacak ve ondan sonraki aynı veya benzer marka başvurularını engelleyebilecektir. Benzer markanın kullanılmasının makul bir gerekçesi varsa dahi sonuç değişmeyecektir. Makul gerekçenin olması ancak kötü niyet açısından belirleyici rol oynar, bu da özellikle hükümsüzlük davası açısından önem taşır. Zira bilindiği üzere benzer markalar için hükümsüzlük davası açma süresi 5 yıldır ve kötü niyet sözkonusuysa bu süre sınırsızdır.
Yargıtay’ın Arçelik-Narçelik kararında bu husus gündeme gelmiştir(Yargıtay 11. HD 14.05.2002 E.2002/862, K.2002/4783). Dava Narçelik markasının tescili için TPE’ye başvurulması ve buna Arçelik’ten gelen itirazların reddedilmesi üzerine kurum kararının iptali talebiyle açılmıştır. Davalı Niğde’nin Nar Köyünden oldukları ve çelik elektrik panoları yapmakta oldukları gerekçesini ileri sürmüş ancak mahkeme bu savunmaya rağmen karışıklık yaratacak derecede benzerlik neticesine varmış ve Yargıtay da bu kararı onamıştır.
Web sitesinin içeriği ve makaleyle ilgili her türlü soru, yorum ve görüşleriniz için;
Av. Z. Emre Kurt   [addmail]